Sözcü Gazetesi ve Atatürk’ün Öngörüsü Hakkında

Aslında bu mevzuyu facebook’ta bir post halinde yazmıştım ama bu kadar uzun ve tekrar okunması gerekebilecek yazıları bu şekilde paylaşmanın yanlış olduğunu düşündüğümden buraya taşıma kararı aldım. Bu arada birkaç referansı güncelleyip typo giderdim. Özellikle Gezi olaylarının ortaya çıkmasından sonra bilgi kirliliği üstel biçimde arttığından bir nebze bunların önüne geçmek, bilinçlenmek gerektiğini düşündüğümden yazıyorum.

Son zamanlarda paylaşılan, geçen seneden kalan bir Sözcü Gazetesi manşeti var, “Atatürk 89 yıl önce bugünleri görmüştü” diye. (görmediyseniz buyrun) Bir röportaj alıntısı ve alıntıda Atatürk “birinci cihan harbi” diyor. Röportaj 1923 tarihli olunca “Oha o zamanlar harbin adında ‘birinci’ geçiyor muymuş?” diye düşündüm. Tabii ki bir tercüme hatası, veya gazetenin eklediği bir şeydir diye düşünüp metnin orijinaline bakmak istedim. Bir de ne göreyim, benden önce davrananlar da olmuş.

“World War” söylemi, daha Birinci Dünya Savaşı çıkmadan önce Alman bir yazar (August Wilhelm Otto Niemann) tarafından bir romanda kullanılmış, 1904 yılında. Sözkonusu dünya savaşına “First World War” denmesiyse ilk olarak 1933’te yayımlanan bir kitapta (The First World War: A Photographic History) kullanılmış. Sonra da Time dergisi 1939’da “World War I” terimini kullanmış. (Bunlar wikipedia kaynaklı, güvendik sayalım)

İkinci Dünya Savaşının resmen 1939’da başladığı kabul edildiğinde, ikinciden önce birinciye “first” denmesi rastlanan bir şeymiş, o yüzden Atatürk’ün de böyle söylemesi mümkün diye düşünesi geliyor insanın. Halbuki ben Nutuk’ta da (1927, röportajdan 4 yıl sonra) böyle bir söylem hatırlamıyorum. (Şu anda açıp bakacak durumda da değilim) Tabii Nutuk’un da milyon kez elden geçirildiği akılda tutulmalı.

Alıntıdaki “Ortadoğu” söylemi de biraz şüpheli. “Middle East” söylemi ilk defa İngilizler tarafından 1900’lerin başı, 1800’lerin sonunda kullanılmış, ancak bu dönemde “Ortadoğu” ile kastedilen bölge Afganistan taraflarıyken, “Yakın Doğu” olan yer Suriye’yi, İran’ı ifade ediyormuş. Osmanlı’nın tam anlamıyla yıkılmasından sonra Ortadoğu söylemi bugün ifade ettiği yere kaymaya başlamış, ancak yine de akademik çevreler kullanımlarını çok değiştirmemiş, ABD’nin bile Ortadoğu amacıyla bugün bahsettiğimiz yeri resmen ifade etmesi 1950’leri buluyor. Bu tarihlere kadar Avrupa-odaklı bu söylem genelde “Batı” haricinde pek tercih edilmez, hatta tepkiyle algılanılırmış. Peki Atatürk gerçekten “Ortadoğu” demiş olabilir mi? (“Middle East” söylemi için şurada çok detaylı bir açıklama mevcut.)

O zaman öngörünün özetlendiğini kabul edip metnin orjinaline bakıyorum.

İngilizcesi şurada mevcut. :  (7 sayfa)
Türkçe tercümesi de (Prof. Dr. Ergun Özbudun tarafından) şurada mevcut. (tek sayfa)

Tamamını okumadım, ancak böyle bir şeyi yakalayacak aramalar sonuç vermedi, her iki dilde de.

Sonra baktım meğer yalnız değilmişim, konu sözlükte de tartışılmış, onlar da bulamamış : http://eksisozluk.com/isaac-f-marcosson–3527741

E o zaman başkaları da farketmiştir herhalde? Google’a yazınca diğer gazetelerin de “asparagas” dediğini görüyorum.

Bugün (20 Mart 2013) farkedene kadar ben de doğru sanıyordum ne yalan söyleyeyim, insan neye güveneceğini bilemiyor. İnanmak istediğimiz şeyleri istemsizce süzüp haklı buluyoruz belki de. Adamın öngörüsü hakkında koca bir külliyat dururken başkalarına koz veriyoruz, köfte gazetelerin “asparagas” diyebilmesi için koz veriliyor.

Neyse, umarım röportajın tamamını okuyan birisi yanıldığımı söyler.

Biz de günümüz gazeteciliğinde yer alan bilgi kirliliği konusunda Carl Bernstein’ın sözlerine kulak verelim.

The lowest form of popular culture – lack of information, misinformation, disinformation and a contempt for the truth or the reality of most people’s lives – has overrun real journalism. – Carl Bernstein